“Bizim elimizde zaman ve müze kokan, kıymetli kaplı, içi eski yazılar, tezhiplerle, zamanla sararmış kâğıtlarla dolu bir millet hayatı kitabı var. Bu kitaba başımızın çok derinden sakladığı izlerle merbutuz. Her iki adım eski muvazi bir adımın aksülamelini getiriyor. Başımız ve kalbimizle sarsılıyoruz. Fakat bu güzel kitabın ahkâmı artık bize döndüğümüz köşeden sonraki yolu söylemiyor. Ona uymaya çalıştıkça sendeliyor, geriliyoruz. O halde bu kitabı tamamen kapamalı mıyız?”

Kâğıda düşürdüğü her harfe halkın aydınlanması için bir görev yükleyen Halide Edib’in iki farklı dönemde yayımlanan yazıları bu kitapta birleşti: 1919’un esirlik günlerinde, milletin kurtuluşu uğruna Büyük Mecmua’da yazdığı yazılar ve 1936 ile 1939 arasında, özgür bir ülkenin insanları için Yedigün’de yazdığı yazılar. Feyza Hepçilingirler’in yıllar süren uğraşları sonucu kitap halini alan Halka Doğru, Cumhuriyet öncesi ve sonrasını önemli bir aydının gözünden görmemizi sağlıyor.

Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda

 

Halka Doğru

Can Yayınları, 2017

 

 
 

 

Hatice Teyzem kimselere benzemez! Kendisi annemin en yakın arkadaşıdır. Ailece onu çok sever, onun bize gelmesini dört gözle bekleriz. Neden mi? Çünkü Hatice Teyzem ne zaman kapıdan içeri girse yer yerinden oynar!

Merak eden, sorgulayan ve sürekli doğruların peşinden koşmaktan asla yorulmayan biridir o. Soru sormakta da ustadır, yanıtları bizlere buldurmakta da. Onunla her konuşma keşifler, kahkahalar ve çığlıklar eşliğinde gerçekleşir.

Bu arada herhalde anlamışsınızdır, Hatice Teyzem ezberden hiç hoşlanmaz çünkü o gerçek bir ezber bozucudur!"

 

Ezberi Bozan Hatice Teyze

Doğan ve Egmont Yayıncılık, 2014

 

 
 

 

Gövdesi kocaman, dalları okulun bahçesine sarkan, mutlu mu mutlu bir ağaçtı Koca Çam.

Kuşlar paylaşamazdı onu, martılar ve kargalar kavga eder dururdu. Bir gün çocuklar fark etti bu durumu, ama ne yazık, onlar da unutmuştu doğanın rengarenk uyumunu. Bağırış çağırış gaklamalar, birbirine karıştı tüm notalar Koca çam şöyle bir salladı dallarını, bu orkestranın birlikte çalmayı öğrenme zamanıydı.

 

Kara Kargalar ile Ak Martılar

Doğan ve Egmont Yayıncılık, 2017

 

 
 

 

Mustafa Ardahan’da yaşıyordu.

Her sabah köyün hayvanlarını besleyip bakımlarını yaptığından biraz geç kalıyordu okula. İlk dersler genelde Zeynep Öğretmen’in dersiydi. Zeynep Öğretmen yaptığı işleri, sorumluluklarını bildiğinden Mustafa’ya kızmazdı. Yine okula geç kaldığı sabahlardan birinde Mustafa, sınıf arkadaşlarını diğer günlere göre daha bir düşünceli buldu.

Zeynep Öğretmen onlara bir ödev vermişti. Mustafa’nın da çok yakında öğreneceği gibi bambaşka bir dünyanın kapılarını açmış, onlara birer mektup arkadaşı bulmuştu.

 

Ardahan’dan Gelen Mektup

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2017

 

 
 

 

Anneanne, "Küçülme Oyunu" adını verdiği bir oyunla torunu Aras’a ve bütün çocuklara vücudumuzda neler olduğunu, şaşırtıcı bir yolla anlatıyor!

Torunuyla zaman geçirmek isteyen anneannenin işi zor...
Aras’ın ilgisini çekecek bir konu bulmayı hâlâ başaramadı.
Sabahtan beri uğraşıyor ama torunu, yapbozlarından başını kaldırıp kendisine bir kez bile bakmadı daha. Düşünüp dururken aklına parlak bir fikir geldi.
Bakalım bu kez torununun ilgisini çekmeyi başarabilecek mi?

 

Küçülme Oyunu

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016

 

 
 

 

Feyza Hepçilingirler, hayatı “an”lar üzerinden anlatıyor.
Dokunup kaçıveren, bir kısacık temas anında, duygusunu
okura geçiren, kıpkısa öyküler bunlar. Anlar, acı tatlı,
muzip tanıklıkları, yudum yudum veriyor adeta:
101 öykü, 101 damla.

İlk aşkımla “Bu bizim şarkımız olsun!”
dediğimiz bir şarkı vardı.
“Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır” mıydı?
Yoksa,
“Unutturamaz seni hiçbir şey” mi?
Unuttum.

 

Anlar-101 Kısa Öykü

Öykü, Everest Yayınları, 2016

 

 
 

 

“Fırat’ın sularında boğulan Gönül... Urfa’nın orta yerinde babasının bıçak darbeleriyle ölen kız çocuğu Sevgi... Kısas köyünde traktörün altına atılan Rabia... Mardin’de, ‘namus’ adına karnında 5 aylık bebeği, recm edilerek, yani taşlanarak öldürülen Şemse... Aile meclisi kararıyla Bitlis’ten İstanbul’a varan ölüm fermanını yüklenmiş Güldünya... Sabah akşam şiddet gördüğü kocasından korunmak için yaptığı başvurulara yanıt alamayan ve mosmor gözleriyle ölümünden sonra bile ülke gerçeklerini anımsatan Ayşe Paşalı... Her biri birer simge ad...
Onlar ve daha niceleri artık konuşamıyor. İsteseler de konuşamazlar, seslenemezler, ‘Görün bizi, unutmayın bizi,’ diye haykıramazlar. Sesleri yok. Dilleri yok. Çünkü öldürüldüler.

Bu kitapta yer alan öyküler, yazılar, bu söylediklerimin bilincindedir. Daha geniş kitlelerin bilincinde de olsun diye bu kez bu yola başvurduk. Farklı imzalar, farklı tatlar, farklı biçemler, farklı söylemler ama aynı düşler, aynı akıl ve yürek, aynı vicdan, aynı idealler...”

 

Canımı Yakma!

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016

 

 
 

 

“Öykü yumuşak yumuşak okşamaz; başında ya da sonunda sarsar okuru. Bir tümceyle, bir ünlemle, bir sözcükle; kimi zaman susarak...”

Öykü nedir? Bir öykünün atmosferi, karakterleri, geçtiği zaman ve yer nasıl değerlendirilmelidir?
Öykücülüğümüzün temel direği sayılan usta kalemlerden genç yazarlara uzanan bir çizgide Feyza Hepçilingirler’in seçtiği 13 öykü ve incelemelerinin bulunduğu bu kitap, öyküye dair sorulara cevap arıyor. Öykü dilinin derinlerine dalıyor. Ele aldığı öyküleri didiklemeye, anlamaya ve anlatmaya çalışıyor.

Sırayla önce öyküyü ardından değerlendirmesini sunan Öyküyü Okumak okura kendi okuma pratiğini yazarın analizleriyle karşılaştırma imkânı veriyor.

Usta yazar ve eleştirmen Feyza Hepçilingirler, bildiğimiz, sevdiğimiz öykülere farklı bir pencereden bakarak okurla yazar arasındaki bağı derinleştiriyor, okumalarımıza yan yollar açıyor.

 

Öyküyü Okumak

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016

 

 
 

 

Barkın Balık bir köpekbalığı olduğunu daha yeni öğrenmişti. Arkadaşı Bedük bir yunustu. Ona karada yaşayan canlılardan söz etmiş, insanları anlatmış; bu arada insanların köpekbalıklarından korktuklarını söylemişti.

Yosun salatası yiyen, kendisi gibi tatlı, küçük, sevimli bir balıktan insanların neden korktuklarını anlamayan Barkın, hemen onlarla tanışmak istedi.İçlerinden biriyle arkadaş bile olabilirdi belki.

 

Sevilmek İsteyen Köpekbalığı

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016

 

 
 

 

Aynı çıkmaz sokakta oturan, aynı okula giden bir grup çocuk okul dönüşü serviste başlattıkları babalar yarışını sürdürmektedir. Her biri kendi babasını övmekte, babasının ne kadar önemli işler yaptığından söz etmektedir. En küçüklerinden biri olan Alp, babasının sihirbaz olduğunu söyler ve gider.

Alp’in sihirbaz babası o gece bütün çocukların rüyalarına girer. Ne dersiniz? Alp’in babası sihirbaz mıdır gerçekten?

 

Sihir Baz Babam

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016

 

 
 
 
 

 

Çok güzel bir çayırda, bir kuzucuk yaşarmış. Bu Küçük Kara Kuzu bir gün kendi etrafında dönmeye başlamış. Neden mi?Çünkü kendi kulağını yemeye çalışıyormuş!

 

Kara Kuzu'nun Kulağı

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016

 

 
 

 

Dünya küçüldü; doğrudur ama Amerika yine de pek çoğumuz için, her an gidilip görülecek, dahası orada aylarca yaşanacak bir yer değil. Mademki benim elime böyle bir fırsat geçti, gördüklerimi, gözlemlediklerimi neden sadece kendime saklayayım? Yaşlandığıma karar verdiğim andan itibaren, başta bilgi olmak üzere, değer ve önem verdiğim her şeyi paylaşmaya çalışıyorum. Kimi zaman duyduğum bir anekdotu, kimi zaman hoş bir olayı, bir güzel sözü birilerine hemen aktarmak istiyorum. Bende kalırsa unutulup gidecek, yazık olacak. Mademki benim yaşamıma bir ışık düşürdü, başkalarınınkine de düşürsün o ışığı.

İstedim ki bu kitap, asık yüzlü, düzenli, bilgilendirici değil, daldan dala geçen, dağınık, biraz uçuk, biraz savruk bir kitap olsun ama keyifli bir okuma süreci yaşatsın. Başarabildim mi? Bilmem. Karar okurun.
-Feyza Hepçilingirler-

Atascadero'nun Sincapları, usta edebiyatçı Feyza Hepçilingirler'den bir anı ve izlenim kitabı. Hepçilingirler, bir ABD kasabası üzerinden, bu kıtadaki gündelik yaşam hakkında bildiklerimizi, bilmediklerimizi, bildiğimizi sandıklarımızı ve pek çok gözden kaçan ayrıntıyı yine duru bir dil, dikkatli ve özenli bir gözlemle aktarıyor.

 

Atascadero'nun Sicapları

Everest Yayınları, 2015

 

 
 

 

Burkay küçük bir çocuk olduğu için kendisinden büyüklerle konuşurken kafasını hep yukarı kaldırmak zorunda kalıyor, ancak insanları küçültmek istemesinin nedeni çok başka. Peki neden annesinin insanları küçültebileceğini düşünüyor dersiniz? Bu güzel öykünün sonundaki tiyatro oyunu ve etkinlik dosyası ile siz de arkadaşlarınızla Burkay’ın yaşadıklarını canlandırabilir, öğrendiklerinizi pekiştirebilirsiniz.

 

İnsanları da Küçültebilir misin?

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2015

 

 
 

 

Burçin okumayı öğrendiğini sanıyor ama bir AVM’de gördüğü yazıları okumaya kalkınca ablası Burçak’ın alay konusu oluyor. Arkadaşından gelen mektubu da bir türlü okuyamıyor. Neden? Okumayı öğrenmemiş mi? Yoksa o yazılar Türkçe değil mi? Anlamlı olmasını isterken kimler ne saçma laflar ediyorlar! Hangi ünlüler neler demiş? Ya şarkı sözleri? Reklamlar ne diyor, nasıl diyor? Burçin sizi birlikte düşünmeye çağırıyor: İnsanların kendi dillerine yabancılaşması olağan bir durum mu? Türkçenin içine düşürüldüğü, acıklı olduğu kadar gülünç duruma hem üzülecek hem de kahkahalarla güleceksiniz.

 

Off, Dilim!

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2015

 

 
 

 

Bu kitapta ne bulacaksınız?

Bizi unutkanlıkla suçlayanlara karşı donanım sağlayacak son yılların hızlı bir dökümü... Kadınlar hakkında, erkeklerin çoğunu, kadınların azını kızdıracak düşünceler... Kendimize yönelik hoşnutsuzluğumuzun yaşamın çeşitli alanlarındaki yansımaları... Türkçe konusundaki tartışmalar, yanıtlar, somlar...

Medyanın acımasızlığının, ahlak anlayışının eleştirisi... Kültürün esaslı bir parçası olarak müziğimizin durumu... Edebiyatın gerekliliği... Eğitim, çocuklar, ders kitapları, çocuk edebiyatı... Romanın, öykünün, denemenin, biyografinin bugünü, yarını...

Edebiyatımızın magazinleşmesinin iki roman üzerinden eleştirisi... Ayvalık’tan Beyrut’a, Aksaray’dan Midilli’ye, Şırnak’tan ABD’ye, İskenderun’dan İran’a gezi izlenimleri...

Ve yazarın okurlarına sonuna kadar açtığı özel

Çoğumuz oğullarımızı “Akıllı oğlum”, kızlarımızı “Güzel kızım” diye sevmiyor muyuz? Sadece bu söyleyiş bile kızlarımızın kendilerini güzel olmak zorunda hissetmelerine yol açmaz mı? Kızlarımızın güzel oldukları kadar akıllı olduklarını da bildiğimize göre onları çocukluklarından itibaren neden sadece güzel olmak konusunda koşullandırıyoruz?

Kızlarımız, kadınlarımız güzel de olsunlar tabii; ama güzelliklerinin esiri olmasınlar. Sadece güzel olmakla yetinmesinler. Son sözü Özdemir Asaf'a bırakalım yine. O söylesin:

“Sana güzel diyorlar, sakın olma!”

 

Bu Dağların Karı Erimez

Everest Yayınları, 2014

 

 
 

 

Yaşamın özlenen o eski sıcaklığı kasabalarda eskiden olduğu gibi sürer. Kasabada mahalle, her hanenin bir odasını oluşturduğu büyük bir ev gibidir. Oralardaki yaşamın pek gizlisi saklısı olmaz. Herkes birbirinin girdisini çıktısını bilir. Ama nereye kadar? O herkes içinde kimin yaşamı, bir başkasınınkiyle aynıdır ki? Yaşamları kimi noktalarda kesişse de her ev değil, her kişi ayrı bir dünya değil midir aslında?

Bunlar kasaba öyküleri... Kasabanın öykülere yansıyan özelliğini her öykülere yansıyan özelliğini her yeniden keşfedeceksiniz. Geçerken bikinisinin herhangi bir noktasına takılan bakışları, bir çengele geçirmiş gibi arkasından sürükleyerek götürüyor. Eğer bakışların her biri birer misina olsa birbirine dolanmadan, karışmadan ona ulaşacak; o da ardı sıra, zokayı yutmuş bir balık ordusunu sürükleyerek çekip götürecek. Geçtiği çizgi üzerindeki bütün başları kendine çevirte çevirte ilerliyor. Otelin merdivenlerine yöneliyor ve arkasından sürüklediği, giderek ağırlaşan bakış yükü yüzünden her bir adımda salınarak çıkıyor merdivenleri. Buraları hiç yadırgamayan, alışık adımlarından anlıyoruz ki dışarıdan gelip plajdan yararlananlardan değil, bu beş yıldızlı otelin esaslı müşterilerinden biri o.

 

Arada Aşk Var

Everest Yayınları, 2014

 

 
 

 

Zehra, Salih, Berkay ve Mustafa aynı mahallede yaşarlar. Birlikte bahçede oyun oynadıkları bir gün, arkadaşları Özgür’le ilgili bilmedikleri bir şey öğrenirler ve çok şaşırırlar. Bu öğrendiklerini Özgür’le paylaşıp paylaşmama konusunda kararsız kalan çocuklar acaba sorunu nasıl çözeceklerdir?

Çocuklara sıcacık bir öyküyle ‘anne’yi anlatan Anne Kimdir? aynı zamanda arkadaşlık, sevgi ve aile bağlarının önemini dile getiriyor. Öykünün sonundaki tiyatro oyunu ve etkinlik dosyasıyla siz de arkadaşlarınızla tiyatro oyununu uygulayabilir bu kitapta öğrendiklerinizi pekiştirebilirsiniz.

 

Anne Kimdir?

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2014

 

 
 

 

Oya, Ayşe, Fatma, Ahmet, Ali ve Mehmet aynı mahallede yaşayan altı arkadaş. Bir gün canları sıkılınca birlikte bir oyun bulurlar. Oyunun adını da “En güzel kim?” koyarlar. Ama bu sizin bildiğiniz oyunlardan değil. Çocukların her biri bitki kılığına girecek ve diğer arkadaşları da onun hangi meyve, sebze ya da çiçek olduğunu bulmaya çalışacak. Oyunun sonunda da kimin en güzel ve faydalı bitkiyi seçtiğini Zehra Teyzeleri açıklayacak. Ama kendilerince en güzel ve faydalı bitkileri seçen kafadarları oyun bittiğinde bir sürpriz bekliyor!

Bu kitap eğlenceli bir öyküyle çocukların güzellik kavramı üzerine düşünmelerini sağlarken arkadaşlığın önemini vurguluyor. Ayrıca küçük okurlar öykünün

 

En Güzel Kim ?

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2014

 

 
 

 

Annesiyle babası öğretmen olan Barış meraklı bir çocuktur ve kafasında yanıtını arayan birçok soru vardır. Babasının sınıf geçme hediyesi olarak verdiği defteri günlük olarak kullanmaya başlayan Barış, buraya hem yaşadıklarını hem de kendi hayal dünyasındaki öyküleri yazar, babasının derlediği türkülerden bazılarını eklemeyi de unutmaz. Yaz tatilini geçirmek üzere ailesiyle birlikte köye gidince de orada bambaşka bir dünyaya girer. Doğayı, kuşları, yıldızları, özgürlüğü seven Barış köydeki çocuklarla sıkı bir arkadaşlık kurar, hem onlara çok şey öğretir, hem de kendisi pek çok şey öğrenir: paylaşmayı, dostluğu, yardımlaşmayı... Rastlantıyla keşfettikleri bir şey ise bütün çocuklara bir serüvenin yolunu açar.

 

Türkü Çocuk

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2013

 

 
 

 

Bir sandık odasında buluşan üç valizle iki sandığın öyküsü bu. Yepyeni, çekçekli, pırıl pırıl kırmızı valiz dünyayı dolaşmıştır, Amerika’yı, İtalya’yı, Avusturya’yı görmüştür. Şişinir de şişinir bu ayrıcalığıyla. Meşin valiz ondan daha eskidir, ama o da övünür kibar beylerin, güzel hanımların elinde bütün du¨nyayı dolaşmış olmasıyla. Tahta bavulsa çok daha yaşlıdır, gurur duyar kar-kış demeden gencecik askerlere yıllarca eşlik etmesiyle. Sandıkların hikâyesiyse bambaşkadır, onlar da övünürler taşıdıklarıyla. Tartışmanın sonundaysa şunu anlarlar: Her şeyin yerini yenisi alır. Önemli olan, herkesin kendi değerinin farkında olmasıdır...

 

Üç Valiz İki Sandık

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2013

 

 
 
 
 
 
 
1
sayfa başına dön
 
Tüm hakları saklıdır. 2012 © feyzahepcilingirler.com / Tasarım: Pelin hepçilingirler