“Bizim elimizde zaman ve müze kokan, kıymetli kaplı, içi eski yazılar, tezhiplerle, zamanla sararmış kâğıtlarla dolu bir millet hayatı kitabı var. Bu kitaba başımızın çok derinden sakladığı izlerle merbutuz. Her iki adım eski muvazi bir adımın aksülamelini getiriyor. Başımız ve kalbimizle sarsılıyoruz. Fakat bu güzel kitabın ahkâmı artık bize döndüğümüz köşeden sonraki yolu söylemiyor. Ona uymaya çalıştıkça sendeliyor, geriliyoruz. O halde bu kitabı tamamen kapamalı mıyız?”

Kâğıda düşürdüğü her harfe halkın aydınlanması için bir görev yükleyen Halide Edib’in iki farklı dönemde yayımlanan yazıları bu kitapta birleşti: 1919’un esirlik günlerinde, milletin kurtuluşu uğruna Büyük Mecmua’da yazdığı yazılar ve 1936 ile 1939 arasında, özgür bir ülkenin insanları için Yedigün’de yazdığı yazılar. Feyza Hepçilingirler’in yıllar süren uğraşları sonucu kitap halini alan Halka Doğru, Cumhuriyet öncesi ve sonrasını önemli bir aydının gözünden görmemizi sağlıyor.

Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda

 

Halka Doğru

Can Yayınları, 2017

 

 
 

 

Feyza Hepçilingirler, hayatı “an”lar üzerinden anlatıyor.
Dokunup kaçıveren, bir kısacık temas anında, duygusunu
okura geçiren, kıpkısa öyküler bunlar. Anlar, acı tatlı,
muzip tanıklıkları, yudum yudum veriyor adeta:
101 öykü, 101 damla.

İlk aşkımla “Bu bizim şarkımız olsun!”
dediğimiz bir şarkı vardı.
“Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır” mıydı?
Yoksa,
“Unutturamaz seni hiçbir şey” mi?
Unuttum.

 

Anlar-101 Kısa Öykü

Öykü, Everest Yayınları, 2016

 

 
 

 

“Öykü yumuşak yumuşak okşamaz; başında ya da sonunda sarsar okuru. Bir tümceyle, bir ünlemle, bir sözcükle; kimi zaman susarak...”

Öykü nedir? Bir öykünün atmosferi, karakterleri, geçtiği zaman ve yer nasıl değerlendirilmelidir?
Öykücülüğümüzün temel direği sayılan usta kalemlerden genç yazarlara uzanan bir çizgide Feyza Hepçilingirler’in seçtiği 13 öykü ve incelemelerinin bulunduğu bu kitap, öyküye dair sorulara cevap arıyor. Öykü dilinin derinlerine dalıyor. Ele aldığı öyküleri didiklemeye, anlamaya ve anlatmaya çalışıyor.

Sırayla önce öyküyü ardından değerlendirmesini sunan Öyküyü Okumak okura kendi okuma pratiğini yazarın analizleriyle karşılaştırma imkânı veriyor.

Usta yazar ve eleştirmen Feyza Hepçilingirler, bildiğimiz, sevdiğimiz öykülere farklı bir pencereden bakarak okurla yazar arasındaki bağı derinleştiriyor, okumalarımıza yan yollar açıyor.

 

Öyküyü Okumak

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016

 

 
 

 

Dünya küçüldü; doğrudur ama Amerika yine de pek çoğumuz için, her an gidilip görülecek, dahası orada aylarca yaşanacak bir yer değil. Mademki benim elime böyle bir fırsat geçti, gördüklerimi, gözlemlediklerimi neden sadece kendime saklayayım? Yaşlandığıma karar verdiğim andan itibaren, başta bilgi olmak üzere, değer ve önem verdiğim her şeyi paylaşmaya çalışıyorum. Kimi zaman duyduğum bir anekdotu, kimi zaman hoş bir olayı, bir güzel sözü birilerine hemen aktarmak istiyorum. Bende kalırsa unutulup gidecek, yazık olacak. Mademki benim yaşamıma bir ışık düşürdü, başkalarınınkine de düşürsün o ışığı.

İstedim ki bu kitap, asık yüzlü, düzenli, bilgilendirici değil, daldan dala geçen, dağınık, biraz uçuk, biraz savruk bir kitap olsun ama keyifli bir okuma süreci yaşatsın. Başarabildim mi? Bilmem. Karar okurun.
-Feyza Hepçilingirler-

Atascadero'nun Sincapları, usta edebiyatçı Feyza Hepçilingirler'den bir anı ve izlenim kitabı. Hepçilingirler, bir ABD kasabası üzerinden, bu kıtadaki gündelik yaşam hakkında bildiklerimizi, bilmediklerimizi, bildiğimizi sandıklarımızı ve pek çok gözden kaçan ayrıntıyı yine duru bir dil, dikkatli ve özenli bir gözlemle aktarıyor.

 

Atascadero'nun Sicapları

Everest Yayınları, 2015

 

 
 

 

Bu kitapta ne bulacaksınız?

Bizi unutkanlıkla suçlayanlara karşı donanım sağlayacak son yılların hızlı bir dökümü... Kadınlar hakkında, erkeklerin çoğunu, kadınların azını kızdıracak düşünceler... Kendimize yönelik hoşnutsuzluğumuzun yaşamın çeşitli alanlarındaki yansımaları... Türkçe konusundaki tartışmalar, yanıtlar, somlar...

Medyanın acımasızlığının, ahlak anlayışının eleştirisi... Kültürün esaslı bir parçası olarak müziğimizin durumu... Edebiyatın gerekliliği... Eğitim, çocuklar, ders kitapları, çocuk edebiyatı... Romanın, öykünün, denemenin, biyografinin bugünü, yarını...

Edebiyatımızın magazinleşmesinin iki roman üzerinden eleştirisi... Ayvalık’tan Beyrut’a, Aksaray’dan Midilli’ye, Şırnak’tan ABD’ye, İskenderun’dan İran’a gezi izlenimleri...

Ve yazarın okurlarına sonuna kadar açtığı özel

Çoğumuz oğullarımızı “Akıllı oğlum”, kızlarımızı “Güzel kızım” diye sevmiyor muyuz? Sadece bu söyleyiş bile kızlarımızın kendilerini güzel olmak zorunda hissetmelerine yol açmaz mı? Kızlarımızın güzel oldukları kadar akıllı olduklarını da bildiğimize göre onları çocukluklarından itibaren neden sadece güzel olmak konusunda koşullandırıyoruz?

Kızlarımız, kadınlarımız güzel de olsunlar tabii; ama güzelliklerinin esiri olmasınlar. Sadece güzel olmakla yetinmesinler. Son sözü Özdemir Asaf'a bırakalım yine. O söylesin:

“Sana güzel diyorlar, sakın olma!”

 

Bu Dağların Karı Erimez

Everest Yayınları, 2014

 

 
 

 

Yaşamın özlenen o eski sıcaklığı kasabalarda eskiden olduğu gibi sürer. Kasabada mahalle, her hanenin bir odasını oluşturduğu büyük bir ev gibidir. Oralardaki yaşamın pek gizlisi saklısı olmaz. Herkes birbirinin girdisini çıktısını bilir. Ama nereye kadar? O herkes içinde kimin yaşamı, bir başkasınınkiyle aynıdır ki? Yaşamları kimi noktalarda kesişse de her ev değil, her kişi ayrı bir dünya değil midir aslında?

Bunlar kasaba öyküleri... Kasabanın öykülere yansıyan özelliğini her öykülere yansıyan özelliğini her yeniden keşfedeceksiniz. Geçerken bikinisinin herhangi bir noktasına takılan bakışları, bir çengele geçirmiş gibi arkasından sürükleyerek götürüyor. Eğer bakışların her biri birer misina olsa birbirine dolanmadan, karışmadan ona ulaşacak; o da ardı sıra, zokayı yutmuş bir balık ordusunu sürükleyerek çekip götürecek. Geçtiği çizgi üzerindeki bütün başları kendine çevirte çevirte ilerliyor. Otelin merdivenlerine yöneliyor ve arkasından sürüklediği, giderek ağırlaşan bakış yükü yüzünden her bir adımda salınarak çıkıyor merdivenleri. Buraları hiç yadırgamayan, alışık adımlarından anlıyoruz ki dışarıdan gelip plajdan yararlananlardan değil, bu beş yıldızlı otelin esaslı müşterilerinden biri o.

 

Arada Aşk Var

Everest Yayınları, 2014

 

 
 
 
 
1
sayfa başına dön
 
Tüm hakları saklıdır. 2012 © feyzahepcilingirler.com / Tasarım: Pelin hepçilingirler